TÜRKİYE

Yapay zekâ çağında çocukların dijital mahremiyeti risk altında

Okullarda ve sosyal medya platformlarında paylaşılan çocuk fotoğrafları, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte yeni güvenlik risklerini gündeme getiriyor. Çocuklara ait görüntülerin izinsiz kullanılması, değiştirilmesi ve farklı platformlarda yayılması ihtimali, veli onayının sınırlarını ve kişisel verilerin korunmasını yeniden tartışmaya açıyor.

22 Ekim 2026 227 okunma 7 dk okuma
Yapay zekâ çağında çocukların dijital mahremiyeti risk altında

Serkan URALLAR - BHA

 

Millî Eğitim Bakanlığının okullarda sosyal medya kullanımı ve öğrencilere ait görüntülerin paylaşılması konusundaki düzenlemeleri, çocukların dijital mahremiyetinin korunmasını yeniden gündeme getiriyor. Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen etkinlikler, akademik başarılar, sportif faaliyetler, yöresel etkinlikler ve ödül törenleri kapsamında paylaşılan öğrenci fotoğrafları ve videoları, gelişen yapay zekâ teknolojileriyle birlikte çocuk güvenliği ve kişisel verilerin korunması açısından dikkatle ele alınması gereken bir konu olarak öne çıkıyor.

 

Çocukların başarılarını duyurmak, okul faaliyetlerini tanıtmak ve eğitim çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmak amacıyla yayımlanan görüntüler, sosyal medya platformlarının geniş erişimi nedeniyle kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşabiliyor. Ancak görüntülerin kimler tarafından görüntülendiği, kaydedildiği, yeniden paylaşıldığı veya farklı amaçlarla kullanılabildiği her zaman kontrol edilemiyor. Bu durum, çocukların dijital dünyadaki varlığının yalnızca paylaşım anındaki izinle değil, uzun vadeli güvenlik ve mahremiyet boyutuyla da değerlendirilmesini gerekli kılıyor.

 

Millî Eğitim Bakanlığının 7 Mart 2017 tarihli ve 2017/12 sayılı “Okullarda Sosyal Medyanın Kullanılması” konulu genelgesinde de okul ortamlarında çekilen fotoğraf, ses ve videoların internet siteleri ile sosyal medya hesaplarında paylaşılması konusu ele alınıyor. Dolayısıyla mesele yalnızca teknolojinin ortaya çıkardığı yeni risklerden ibaret değil; eğitim kurumlarının görüntü kaydı ve paylaşımı konusundaki sorumluluklarının da bir parçasını oluşturuyor.

 

Fiziksel güvenlik kadar dijital mahremiyet de önemli

 

Öğrencilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla okul çevrelerinde, servis araçlarında ve umuma açık alanlarda gerçekleştirilen denetimler, çocukların fiziksel güvenliğinin korunmasında önemli bir yere sahip. Bununla birlikte çocukların güvenliği, yalnızca okul binaları ve çevresiyle sınırlı değerlendirilemez. İnternet ortamında paylaşılan kişisel görüntüler ve bu görüntülerden elde edilebilecek veriler de dijital güvenlik açısından dikkate alınmalıdır.

 

Çocukların yüzlerinin, isimlerinin, devam ettikleri okulların, katıldıkları etkinliklerin ve bulundukları yerlerin aynı paylaşım içerisinde yer alması, kişisel bilgilerin bir araya getirilmesine imkân verebilir. Özellikle herkese açık sosyal medya hesaplarında yayımlanan fotoğraf ve videoların başka kişiler tarafından kaydedilebilmesi veya farklı platformlarda yeniden yayımlanabilmesi, paylaşımın ilk amacı dışında kullanılmasına zemin hazırlayabilir.

 

Bu nedenle çocukların fiziksel güvenliği için gösterilen hassasiyetin dijital ortamlarda da sürdürülmesi; okulların, velilerin, sosyal medya kullanıcılarının ve ilgili kurumların çocukların mahremiyetini gözeten bir yaklaşım benimsemesi önem taşıyor.

 

Yapay zekâ çağında sosyal medyanın görünmeyen riskleri

 

Kamuya açık okul hesaplarında, kurumsal internet sitelerinde veya sosyal medya platformlarında yayımlanan öğrenci fotoğrafları ve videoları, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte farklı riskler barındırabiliyor. Bu riskler, her paylaşımın mutlaka kötüye kullanılacağı anlamına gelmese de görüntülerin hangi amaçlarla kullanılabileceğinin önceden bütünüyle öngörülememesi nedeniyle dikkat gerektiriyor.

 

• Yapay Zekâ ile Görsel ve İşitsel Manipülasyon: Çocukların yüzleri, mevcut teknolojiler kullanılarak başka görüntülere yerleştirilebilir; fotoğrafları değiştirilerek gerçeğe aykırı içerikler hazırlanabilir. Video ve ses üretme araçlarıyla bir çocuğun hiç bulunmadığı bir ortamda bulunuyormuş gibi gösterilmesi veya gerçekte söylemediği sözleri söylüyormuş izlenimi yaratılması da mümkündür. Özellikle çocukların görüntülerinin rızaları ve bilgileri dışında uygunsuz ya da cinsel içerikli sahte materyallerde kullanılması, ciddi mağduriyetlere yol açabilecek bir risktir.

 

• Dijital Zorbalık, Kimlik Taklidi ve Şantaj: Çocuklara ait görüntülerin izinsiz biçimde paylaşılması veya değiştirilmesi, akran zorbalığına, sahte hesapların oluşturulmasına, kişilik haklarının zedelenmesine ve bazı durumlarda şantaj girişimlerine zemin hazırlayabilir. Yapay zekâ ile üretilen sahte görüntülerin gerçekmiş gibi dolaşıma sokulması, çocukların ve ailelerinin sosyal çevrelerinde ciddi sorunlara neden olabilir.

 

• Kişisel Bilgilerin Birleştirilmesi ve Konum Güvenliği: Bir fotoğraf veya videoda görülen okul adı, forma, etkinlik yeri, isim etiketi ya da paylaşım zamanı gibi ayrıntılar, başka bilgilerle birleştirilerek çocuğun kimliği veya bulunduğu yer hakkında çıkarımlar yapılmasına imkân verebilir. Bu nedenle yalnızca yüzün görünmesi değil, görüntünün içerdiği diğer bilgiler de değerlendirilmelidir.

 

• Kalıcı Dijital İz ve Gelecekteki Mahremiyet: İnternete yüklenen içerikler başkaları tarafından kaydedilebilir, kopyalanabilir ve yeniden paylaşılabilir. Bir içeriğin asıl hesaptan kaldırılması, başka hesaplarda veya kopyalarda bulunan bütün örneklerinin de silindiği anlamına gelmez. Çocukların küçük yaşlarda paylaşılan görüntüleri, ilerleyen yıllarda kendi tercihleri dışında karşılarına çıkabilir ve özel hayatlarını etkileyebilir. Bununla birlikte internet ortamındaki her içeriğin hiçbir koşulda silinemeyeceğini söylemek de doğru değildir; kaldırılma ve erişimin sınırlandırılması imkânları içeriğe ve platforma göre değişebilir.

 

Hukuki çerçeve: çocuğun üstün yararı ve kişisel verilerin korunması

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesi, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını güvence altına alıyor. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında da kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ilkeler, şartlar ve ilgili kişilerin hakları düzenleniyor. Kimliği belirli veya belirlenebilir bir çocuğa ait fotoğraf ve videolar, koşullarına göre kişisel veri niteliği taşıyabiliyor.

 

Kanun kapsamında kişisel verilerin işlenmesi için her durumda yalnızca açık rıza gerektiği söylenemez; mevzuatta öngörülen farklı hukuki işleme şartları bulunuyor. Bununla birlikte açık rızaya dayanılan durumlarda rızanın belirli bir konuya ilişkin olması, bilgilendirmeye dayanması ve özgür iradeyle açıklanması gerekiyor. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun 9 Haziran 2021 tarihli ve 2021/572 sayılı kararında, öğrencinin fotoğrafının okul tarafından kullanılması konusu değerlendirilirken açık rızanın kapsamı ve görüntülerin kullanımına ilişkin süreçler de ele alındı.

 

Bu çerçevede velilerden alınan izinlerin içeriği, hangi görüntülerin hangi amaçla ve hangi mecralarda kullanılacağı bakımından önem taşıyor. Okulun internet sitesinde yayımlanması için verilen bir iznin, her türlü sosyal medya paylaşımını, farklı amaçlarla kullanımı veya görüntülerin sınırsız biçimde yeniden yayımlanmasını kendiliğinden kapsadığı varsayılmamalıdır. İznin kapsamı ve geçerliliği somut duruma ve ilgili mevzuata göre değerlendirilmelidir.

 

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de yer alan çocuğun üstün yararı ilkesi de çocukları ilgilendiren kararlarda temel bir ölçüt oluşturuyor. Çocuğun özel hayatına ve mahremiyetine saygı gösterilmesi, yalnızca ailesinin veya eğitim kurumunun tercihleriyle sınırlı olmayan bir hak meselesidir. Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınarak görüşünün alınması, mahremiyet bilincinin desteklenmesi ve paylaşımın olası sonuçlarının değerlendirilmesi de önem taşıyor.

 

Velinin izin vermiş olması, her türlü görüntü paylaşımının otomatik olarak hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. Paylaşımın amacı, kapsamı, kullanılan mecra, çocuğun hakları ve diğer ilgili hukuki koşullar birlikte değerlendirilmelidir. Aynı şekilde, çocukların yer aldığı her görüntünün paylaşılmasının mutlaka hukuka aykırı olduğu yönünde genel bir hüküm kurulması da doğru değildir.

 

Başarıları duyururken çocukların mahremiyeti nasıl korunabilir?

 

Eğitim kurumlarının öğrencilerin başarılarını duyurması, sosyal ve kültürel faaliyetlerini kamuoyuyla paylaşması ve eğitim çalışmalarını tanıtması önemli bir iletişim işlevi görüyor. Ancak bu amaçlara ulaşmak için çocukların kimliklerini ve yüzlerini gereksiz yere görünür kılmak zorunlu değil. Görüntülerin paylaşılması planlanırken mahremiyeti koruyan alternatifler tercih edilebilir.

 

1. Metin Odaklı Bilgilendirme: Öğrencilerin yakın plan fotoğraf ve videoları yerine, elde edilen başarılar, yarışma sonuçları ve gerçekleştirilen faaliyetler metinle duyurulabilir. İsim, sınıf veya okul bilgisi paylaşılacaksa bunların gerekli olup olmadığı ayrıca değerlendirilebilir.

 

2. Çekim Açısı ve Görüntü Seçimi: Haber veya duyuru amacıyla görüntü kullanılması gerektiğinde çocukların yüzlerini doğrudan göstermeyen, kimliklerini gereksiz yere açığa çıkarmayan ya da kalabalığı genel olarak yansıtan çekimler tercih edilebilir. Ancak yüzlerin görünmemesi tek başına kimliğin belirlenemeyeceğini garanti etmez; forma, isim etiketi ve arka plandaki ayrıntılar da dikkate alınmalıdır.

 

3. Temsili Görseller ve Grafikler: Başarıların duyurulmasında okul logoları, kupa ve madalya görüntüleri, etkinlik materyalleri, grafikler veya temsili tasarımlar kullanılabilir. Böylece çocukların kişisel görüntülerini paylaşmadan da etkinlik hakkında kamuoyuna bilgi verilebilir.

 

4. Paylaşım Öncesi Amaç ve Mecra Değerlendirmesi: Görüntünün neden çekildiği, nerede yayımlanacağı, kimlerin erişebileceği ve ne kadar süreyle kullanılmasının planlandığı önceden belirlenebilir. Gerekli bilgilendirme ve izin süreçleri, paylaşımın gerçek kapsamına uygun biçimde yürütülebilir.

 

5. Çocuğun Görüşünün ve Rahatlığının Gözetilmesi: Özellikle yaşı ve gelişim düzeyi dikkate alınarak çocuğun görüntüsünün paylaşılmasını isteyip istemediği sorulabilir. Veli izni bulunsa dahi çocuğun mahremiyet kaygıları göz ardı edilmemeli; çocukların istemedikleri görüntülerin yayımlanmasına karşı hassasiyet gösterilmelidir.

 

6. Paylaşım Sonrası Takip ve Müdahale: Paylaşılan görüntülerin amacı dışında kullanıldığı fark edildiğinde ilgili platformun şikâyet ve kaldırma mekanizmaları değerlendirilebilir. Hukuka aykırılık veya mağduriyet şüphesi bulunan durumlarda uygun hukuki başvuru yollarına başvurulabilir. İçeriğin asıl hesaptan kaldırılması, başka hesaplarda bulunan kopyaların da kaldırıldığını garanti etmediği için gerekli durumlarda takip sürdürülmelidir.

 

Çocukların güvenliği ortak sorumluluk

 

Çocukların başarılarını kutlamak, onların sportif, akademik ve sosyal gelişimlerini görünür kılmak değerli bir amaçtır. Ancak bu amaç gerçekleştirilirken çocukların kişisel verilerinin, özel hayatlarının ve gelecekte kendi görüntüleri üzerindeki söz haklarının korunması da göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Okulların, velilerin, kamu kurumlarının ve sosyal medya kullanıcılarının çocuklara ait fotoğraf ve videoları paylaşırken yalnızca o anki görünürlüğü değil, görüntülerin daha sonra nasıl kullanılabileceğini de değerlendirmesi gerekiyor. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin görüntü ve sesleri değiştirme, birleştirme ve yeni içerikler oluşturma imkânlarının arttığı bir dönemde, çocukların dijital mahremiyetinin korunması daha fazla dikkat gerektiriyor.

 

Çocukların bugünkü başarılarını duyururken onların gelecekteki güvenliğini ve mahremiyetini de gözetmek, yalnızca ailelerin veya eğitim kurumlarının değil, dijital ortamda paylaşım yapan herkesin sorumluluğudur.

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

TÜRKİYE kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi